Kahvenin ne zaman ve kim tarafından icat edildiğine dair kesin bilgileri kimse bilmemektedir. Bu yüzden de kahvenin kökeni hakkında birçok  hikaye dolaşmaktadır.

Dünyanın her yerinde yetişe bilen kahvenin tarihçesi yüzyıllar öncesine dayanan eski Etiyopyalı platodaki kahve ormanlarına kadar gidip çıkmaktadır

Rivayete göre, Etiyopyalı keçi çobanı Kaldi bu sevilen çekirdeğin potansiyelini  ilk keşfeden kişidir.

Şöyle ki, Kaldi keçilerinin bir ağacın meyvelerini yedikten sonra bayağı enerjik olduklarını ve gece uyumadıklarını fark etmiş ve böylece kahveyi keşfetmiştir.

Daha sonra Kaldi bu icadını Manastırda gece boyunca uyanık kalarak sabahlara kadar dua ede bilmek için meyve çayı içen keşişe götürmüş. Keşiş bu çayı denedikten sonra diğer meslektaşlarına da tavsiye etmiş. Böylece bu enerjik güce sahip çekirdeklerin popülerleştiği dönem başlamıştır.

‘Arap şarabı’na dönüşen kahve

Kahve yetiştiriciliği ve ticaretine ilk Arap Yarımadasında başlanmıştır. 15.Yüzyılda kahve Arabistan’ın Yemen bölgesinde yetiştiriliyordu ve 16.yüzyılda İran, Mısır, Suriye ve Türkiye’de biliniyordu.  

Misafirlere kahve ikramı/Arap geceleri

Kahve sadece evlerde değil, Yakın Doğu’daki qahveh, khaneh adı verilen kahve evlerinde büyük keyifle içiliyordu. Kahvehanelerin popülaritesi arttıkça, insanlar her türlü sosyal faaliyetler için bu mekanlara uğruyorlardı. 

Kahvehane müşterileri sadece kahve yudumlayıp sohbet etmekle kalmıyor, aynı zamanda müzik dinliyor, satranç oynuyor, güncel haberleri tartışıyorlardı. Böylece kahve evleri kısa bir sürede bilgi alış verişi merkezine çevrildi ve günümüzde ‘Bilgi Okulları’ olarak anılmaktadır. 

Her yıl Mekke’ye Hac ziyaretine gelen yüzlerce Hacı sayesinde ‘Arap Şarabı’ adı verilen bu içecek dünyaya kendi ismini duyurdu. 

Avrupa Kahve ile tanışıyor

Yakın Doğu’ya seyahat eden Avrupalı gezginler geri döndüklerinde olağanüstü siyah içecek hakkındaki hikayeleri dillerinden düşmüyordu. 17.yüzyılda kahve Avrupa’ya girdi ve Kıtanın en popüler içeceğine dönüştü. 

Bazıları yeni içeceğe korku ve şüpheyle yaklaşıyor ve bunu ‘şeytanın acı içeceği’ diye adlandırıyorlardı. 1615 yılında yerel rahip Venedik ziyareti zamanı içeceği kınadı. Tartışmalar o kadar güçlendi ki Papa Clement VIII’den konuya müdahile etmesi talep edildi. Papa önce içeceği kendi tatmaya karar verdi ve o kadar keyif aldı ki kahveyi papalık onayına sundu. 

Avrupa’da kahvehane 

Bu tür tartışmalara rağmen Kahvehaneler İngiltere, Avusturya, Fransa, Almanya ve Hollanda’da hızlıca popülarite kazanmaya başladı. 


İngiltere’de ‘Kuruş Üniversiteleri’ ün kazanmasına neden olan 1 kuruşa 1 fincan kahve al ve tartışmaya katıl sloganı oldu. 

Kahve o dönemin kahvaltı içecekleri sayılan bira ve şarabın yerini almaya başladı. Kahvaltıda şarap yerine kahve içenlerin gün içinde daha enerjik ve atik olduğu, böylece işlerinde daha verimli oldukları gözlemlendi. 

17.yüzyılın ortalarında Londra’da 300’ten fazla kahvehane vardı. Bunların çoğu tüccar, sanatçı, nakliyeci ve komisyoncu da dahil olmak üzere aynı fikirli müşterilerin ilgisini çekiyordu. Hatta bazı ünlü işletmeleri kurmak fikri de kahvehanelerde ortaya çıktı. Örneğin, Lloyd’s of London kurma fikri Edward Lloyd’s Coffe House’da ortaya çıkmış. 

Yeni Dünya

Kahve-uygar dünyanın favori içeceğidir. Thomas Jefferson

1600’lerin ortalarında kahve Yeni Hollanda’ya, daha sonra New York’a İngilizler tarafından getirildi.  

Kahvehaneler hızlıca yayılmaya başlasa da, 1773 yılına kadar kral George III karşı çaya koyduğu yüksek vergi nedeniyle koloniler isyanına kadar Yeni Dünya’da çay hala favori içeceklerin başında geliyordu. ‘Boston Tea Party’ olarak adlandırılan isyan ilerleyen yıllarda Amerikan içki tercihini sonsuza kadar kahveye çevirecekti. 

Kahveye talep arttıkça Arabistan dışında da kahve yetiştiriciliğinde rekabet arttı. Hollandalılar nihayet 17.yüzyılın ortalarında kahve tohumunu elde ettiler, fakat Hindistan’daki ilk kahve yetiştirme denemeleri hüsranla sonuçlansa da şimdiki Endonezya’da bulunan Java adasında başarılı oldular. Kahve bitkileri büyüdü ve kısa zamanda Hollanda’nın üretken ve büyüyen kahve ticareti oldu. Daha sonra kahve yetiştiriciliği Sumatra ve Celebes adalarına kadar genişletildi. 

Amerika’da kahve kokusu

Gabriel Mathieu De Clieu secretly cultivates the first coffee plant in Martinique.
Gabriel de Clieu

1714 yılında Amsterdam Belediye Başkanı Fransa kralı Louis XIV’e körpe kahve fidanı hediye etti. Kral bu fidanı Paris Kraliyet Botanik Bahçesine dikilmesini emretti. 1723 yılında genç deniz subayı Gabriel de Clieu Kral’ın bitkisinden bir tohum elde etmeyi başardı. Korkunç hava koşulları, fidanı yok etmeye çalışan bir sabotajcı ve korsan saldırısı gibi zorlu bir yolculuğa rağmen Gabriel fidanı Martinik’e ulaştırmayı başardı. 

Ekim bittikten sonra fidan gelişmekle kalmadı, aynı zamanda sonraki 50 yılda Martinik’te 18 milyonun üzerinde kahve ağacının yetişmesine neden oldu. İşin ilginç tarafı Matrinik’teki kahve fidanlarının Karayipler, Güney ve Orta Amerika’daki kahvenin ecdadı olmasıdır.   

Meşhur Brezilya kahvesi varlığını kahve fidanları almak için imparator tarafından Fransız Guyanasına gönderilen Francisco de Mello Palheta’ya borçludur. Fransızlar kahve fidanını paylaşmak istemeseler de, Fransız Vali’sinin karısı Mello Palheta’nın yakışıklığından büyülenmiş ve giderken ona içine kahve tohumları gömülmüş çiçek buketi hediye etmiş. Bu tohumlar günümüzde milyonlarca dolarlık kahve endüstrisinin başlamasına sebebiyet verdi. 

coffee ile ilgili görsel sonucu

Misyonerler, gezginler, tüccarlar ve koloniciler kahve tohumları taşımaya devam ettiler, ve dünya genelinde kahve ağaçları dikilmeye başladı. Muhteşem yağmur ormanlarında ve engebeli dağ yamaçlarında kocaman kahve plantasyonları kuruldu. Bazı bitkiler gelişti, bazıları kısa ömürlü oldu. Kahve ekonomisi üzerine yeni uluslar kurulu. Günümüzde kahve ham petrolden sonra 2.en çok aranan emtiadır. 

Kahve Falı

Kahve falının kökeni kadim Çin’de yüzyıllar boyunca uygulanan çay sanatından gelmektedir. Çan şeklindeki bardaklarda çay yapraklarından hazırlanan içeceğibitirdikten sonra keşişler bardağın duvarlarına yapışan desenleri okuyorlardı. Zamanla bu çay okuma sanatı kulplu bardakların keşfedilmesine sebep oldu.

Zamanla bu gelenek kahveyi üretmeyi başaran Araplar, Türkler, Yunanlar tarafından da uygulanmaya başladı. Eskiden sadece özel kişiler tarafından bakılan Kahve falları günümüzde daha da modern hale gelerek uygulamalar sayesinde de bakılmaktadır.